Davut Çetin ; 2018 Yılı Temasını Antalya 4.0 Olarak Belirledik

13 Şubat 2018 Salı

ATSO Başkanı Davut Çetin, Oda olarak 2018 yılı temasını Antalya 4.0 olarak belirlediklerini açıkladı. Davut Çetin, "Antalya 4.0, akıllı ekonomi ve akıllı kent bileşenlerinden oluşmaktadır. Türkiye’de küçük çaplı akıllı kent projeleri başlamıştır. Antalya’da da Büyükşehir Belediyemiz akıllı trafik, akıllı sağlık gibi projeler başlatmıştır. Fakat endüstri 4.0 çağı çok hızlı ilerlemektedir. Akıllı ve entegre otomasyon bütün sektörleri ilgilendiren bir konudur. El emeğinin geçerli olduğu bir alanda bile yapay zeka çığır açacaktır. Avrupa birliğinin smart city 4.0 konusunda desteklediği bir proje bulunmaktadır. Bizim de bu konuda ilerlememiz gereklidir. Aksi halde turizm ve tarımda bugünkü avantajımızı gelecekte kaybedebiliriz" dedi.


Davut Çetin ; 2018 Yılı Temasını Antalya 4.0 Olarak Belirledik

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, bir basın toplantısı düzenleyerek, 2017 yılını değerlendirdi, 2018 yılından beklentilerini dile getirdi. ATSO Meclis Başkanı Süleyman Özer, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Hüseyin Barut, Yönetim Kurulu Üyeleri Tayfun Kavukçu ve Osman Avşaroğlu’nun da katıldığı toplantıda ATSO tarafından hazırlatılan “Piyasa Anketi”nin sonuçlarını kamuoyuyla başlayan Davut Çetin, basın mensuplarının ekonomi ve gündeme yönelik sorularını yanıtladı.

Davut Çetin’in açıklamaları şöyle;

"Odamız, Antalya ekonomisine dair en güçlü veritabanına sahip kurumlardan birisidir. ARGE birimimiz her meclis toplantısında Antalya ekonomisine dair anahtar göstergeleri içeren verileri basılı hale getiriyor, bunları meclis üyelerimiz ve basın mensuplarıyla paylaşıyoruz. Ayrıca web sayfamızda da yayınlıyoruz.

Bugün de aylık olarak paylaştığımız verileri, yılın bütününe ilişkin verilerle değerlendirmeye çalışacağız. Bu verileri, geleneksel olarak her yıl yapmayı planladığımız piyasa değerlendirme anketi ile birlikte yorumlayacağız.

Toplantımızı 3 bölüm olarak planladık;

Birinci bölümde Türkiye ve Antalya ekonomisini rakamlarla değerlendireceğiz. 2018’e ilişkin beklentilerimizi dile getireceğiz.

Ikinci bölümde kent merkezinde perakende ticaretin nabzını tutmak için 1000’den fazla işyerine uyguladığımız anketin sonuçlarını paylaşacağız. Bu sonuçları açıklanan veriler ışığında yorumlayacağız.

ATSO

Üçüncü bölümde ise kısaca ATSO çalışmaları hakkında bilgi paylaşacağım.

Özellikle bugün sonuçlarını açıklayacağımız piyasa anketini çok önemsiyorum. Çünkü merkezdeki ticaret sadece ekonomi değildir, aynı zamanda kentin sosyal hayatıdır, kültürünün bir parçasıdır.

Turizmi, tarımı, sanayiyi, sayılardan, fiyatlardan, ihracattan izleyebiliyoruz, İnşaat veya konut sektöründe satışları ve ruhsatları izliyoruz. Antalya 2016’da turizm krizi yaşadı, 2017’de turist sayısı %58 arttı, gelir kaybı olsa da daha iyi bir yıl yaşandı. Ticaretin durumu ise daha farklı, birçok işyeri kent merkezine turist gelip alışveriş yaparsa çalışıyor. Giyim gibi sektörlerde ise AVM’lerin etkisi var.

Ayrıca büyük şirketler ekonomi büyüdükçe büyürken, küçük işletmeler ve esnaf yapısal sorunlar yaşıyor. Dolayısıyla kent merkezinde ticaretin, esnafın durumunu daha fazla konuşmalıyız.

BÜYÜMEDE ANTALYA ETKİSİ

29 Mart’ta Türkiye ekonomisinin 2017’de %7’yi aşan bir oranda büyümüş olduğu açıklanacak. Türkiye en yüksek büyümeyi gerçekleştiren ülkelerden birisi olacak.

Bu büyümede baz etkisi, Avrupa ekonomisinin canlanması, kredi ve istihdam teşvikleri, dayanıklı tüketimde vergi indirimi, turizmde Antalya öncülüğündeki artış etkili olmuştur.

Otomobil üretimi, satışı ve ihracatı son üç yılda yükseldi.

Geçen yıl 28 milyon beyaz eşya üretildi, 20 milyonu ihraç edildi, 8.5 milyonu iç piyasada satıldı, ayrıca 1 milyon ithal beyaz eşya satışı oldu.

İhracatta Avrupa pazarı itici güç oldu, ihracatımız 142 milyardan, 156,8 milyar dolara çıktı, otomotiv, kimya ve çelik ihracatı yukarı çekti.

Böylece sanayide çarklar çalışmaya başlamıştır. Kapasite kullanımı verileri sanayi üretiminde artışın devam ettiğini göstermektedir.

Reel kesim güven endeksi de son aylarda iyileşmiştir. Bu endeks hem firma yöneticilerinin hem de tüketicilerin beklentilerini ölçmektedir. Terör, siyasi gerginlik, kur artışı bu güveni azaltıyor, son aylarda kasım ve aralıkta düşüş olmuştu, ocakta tekrar toparlanma var.

2016 yılında yaşanan olağanüstü durumlar nedeniyle ekonomide tıkanma yaşanınca Kasım ayında kredi teşvikleri başladı. O dönemde toplam krediler 1.7 trilyonun altındaydı, bir yılda yaklaşık 400 milyar TL artış oldu. Bu artışın önemli kısmı reel sektör kredileri oldu ve KOBİ’ler de bu kredilerden yararlandı.

ATSO

TAHSILAT SORUNU 2017’DE AZALDI

Böylece 2016’daki tahsilat sorunu da 2017’de azaldı. Protestolu senetler 2017’de aynı kaldı, artmadı. Karşılıksız çek sayısı ve oranı da %2.2’ye düştü.

Bunlar ekonomideki olumlu gelişmeler, elbette olumsuz durumlar da bulunuyor.

- 2017 büyümesi baz etkisi ile istisnai bir durumdu, 2018 büyümesinin %5’e yakın düzeyde olacağı tahmin ediliyor. Geçen yıl iç taleple büyüdük, bu yıl ihracatla büyüyeceğiz. Bu nedenle iç piyasaya çalışan KOBİ’ler ve küçük işletmeler zorlanacaktır.

- Cari açık sorunu ve döviz ihtiyacı sorunu devam ediyor. Bu yıl ihracatımız 157, ithalatımız 233 yani dış ticaret açığımız 76 milyar dolar. Turizm gibi hizmet ihracatı geliriyle cari açık 40 milyar gibi yüksek bir düzeyde. 60 milyar dolar kadar da dış kredi ödemesi oluyor. Yani bu yıl dış dünyaya 100 milyar dolar borçlandık. Bu yıl borsaya 3 milyar dolar, tahvile 23 milyar dolar döviz geldi, 7 milyar şirket yatırımı geldi, gerisi ise kredi yenilemeyle karşılandı.

- İhracatımızın katma değeri ve teknolojik içeriği halen düşük. İhracatımızın kilosu 2017 yılı TİM verilerine göre 1.28 dolar düzeyinde.

AKILLI TELEFONLARIN KILOSUNU 2 BIN DOLARDAN ITHAL EDIYORUZ

Sektörlerde ihracat kilo değeri 2017 yılında şu şekilde oldu:

1 kg. bilgisayarı 600 dolardan, akıllı telefonların kilosunu 2 bin dolardan ithal ediyoruz.

Bizim ürettiğimiz ve ihraç ettiğimiz elektrik ve elektronik eşyadan 1 ton ihraç edebilirsek ancak 1 bilgisayar veya 1 akıllı telefonun ithal giderini karşılayabiliyoruz.

İşte bu nedenle sadece, ihracat gelirimizin toplamına bakarak ihracatı değerlendirmek yetmiyor.

Hangi ürünü üretirsek dünya pazarında talebi olur satabiliriz? Hangi ürünün kg. fiyatı daha çok döviz getirir?  gibi konulara da ilgi duymamız gerekiyor.

-Ekonomide bir başka olumsuz durum, enflasyonun yüksekliği, dünyada çift haneli enflasyon olan az ülke var. Kırmızı çizgi UFE, mavi Tüfe, son aylarda biraz düşüş var, yine de bu yıl enflasyon çift hane civarında olacak görünüyor.

Bir başka sorun işsizlik sorunudur. Işsizlik oranı geçen yıla göre 2 puan kadar düştü, fakat halen yüksek, tarım dışı işsizlik %12 düzeyinde, genç işsizliği %20’ye yakın, bu oran üniversite mezunu gençlerde 24’e çıkıyor.

-Bir başka sorun ekonomide finansman sorunudur. Toplum olarak fazla tasarruf yapmıyoruz.

Yine de hanelerimiz aşırı borçlu değil. Türkiye’de hanelerin 900 milyar mevduatı var, borçları ise 550 milyar TL. Tabii ki, gelir dağılımına göre değişebiliyor. Kredi borcunu ödeyemeyen her zaman bir milyon civarı vatandaş var.

Son dönemde dikkat etmemiz gereken bir konu özel sektör borcu:

Reel sektörün ise TL ve döviz olarak 600 milyara yakın mevduatı, buna karşılık 2 trilyon lirayı aşan TL ve döviz kredisi borcu var. Buna çek borcu dahil değil. Kuşkusuz özel sektörün malı ve fiziki sermayesi de var. Yine de şirketlerimizin öz sermayesi yetersiz kalmaya başladı.

Türkiye, mali kaynak veya sermaye sorunu yaşıyor, çünkü paramızı döviz mevduatı veya kısa vadeli hesaplarda tutuyoruz. Borsaya girmiyoruz. Parası olan ev ve arsaya yatırıyor. Böylece tasarruf parası yatırıma gitmiyor. Şirketlerimiz de ortak olup sermaye güçlenmesine gitmiyorlar.

ATSO

Kredi/mevduat oranımız %125’e geldi, Bankaların kaynağı azalıyor. Geçen yıl Hükümet bütçe harcamasını artırdı, orada da artık hareket alanı azalıyor. Kaynak yaratmadan yatırım, büyüme ve üretim artışı olmaz. Altyapı yatırımları yapıyoruz, fakat sanayi yatırımlarının artması daha önemli.

-İşte bu nedenlerle sürekli olarak yapısal reform diyoruz. Yapısal reform ise eğitim sistemidir, hukuk sistemidir, uzlaşma ortamıdır, STK’lara önem verilmesidir, basının güçlü, özgür ve tarafsız olmasıdır. Gelir dağılımının iyileşmesidir. Universite ve kamu kurumlarının daha verimli çalışmasıdır. Vergi sisteminin adil olması, kayıtdışı ekonominin azalmasıdır. Tarımda kooperatiflerin güçlendirilmesidir. Ticarette yerel markaların teşvik edilmesidir. Kentleşme modelimizin düzelmesidir.

-Ekonomide en önemli konusu ise sanayi 4.0, akıllı ekonomi ve yeşil ekonomiye geçiş meselesidir. Hem yapısal reformları yapmalı hem de akıllı ve yeşil ekonomiye geçişi zorlamalıyız. Aksi halde 10 bin dolarlık orta gelir tuzağından kurtulmamız zor olacaktır.

-Bu konuları biz konuşuyoruz, önemli olan bizim değil, toplumun ve siyasetin konuşması ve bu konularda uzlaşmayla hızlı adımlar atılmasıdır.

2016 KRIZININ ETKILERI ANTALYA’DA TÜRKIYE EKONOMISINE GÖRE DAHA AGIR OLDU

2016, Antalya’nın en azından son 20 yılında görmediği bir krizdi. Türkiye’nin 2001 ve 2009 krizleri bile böyle değildi.

2016 krizinin etkileri Antalya’da Türkiye ekonomisine göre daha ağır oldu. Tarımsal ihracat ve turizmde yaşanan sorunlar doğrudan kent ekonomisini etkiledi. Yabancı turist sayısında 10 yıl geriye, 2006 yılına geri döndük. Birçok otel sezonda bile kapalı kaldı.

2017 yılı ise Antalya’nın Türkiye ekonomisine nazaran daha iyi performans gösterdiği bir dönem oldı.

Nitekim Odamızın her ay yayınladığı verilere baktığımızda 2017 yılındaki iyileşme açıkça görülüyor.

Ancak bu verilerde de baz etkisinin olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor.

ATSO

2017’DE BEKLENTIMIZDEN DAHA IYI BIR ÇIKIŞ YAŞADIK

2017’de beklentimizden daha iyi bir çıkış yaşadık. Elbette, bu çıkışta uçak teşvikleri, kur artışı ve fiyat indirimleri de etkili oldu. Türkiye turizmindeki 7 milyon artışın yarısını Antalya sağladı.

Elbette ki, 2014, 2015 gelir düzeyine geri dönemedik. Şu tablo Türkiye turizm geliri kaybını göstermektedir.

Turist sayısı 36 milyondan 25 düşüp, 32 milyona çıktı. Turizm geliri ise 2014’te 29 milyar dolardı, 18’e düştü, bu yıl 22 milyar doları geçecek. 2018’de 2014’ün gelir düzeyine yaklaşacağımızı düşünüyorum.

İstihdam verisine bakarsak, 2016’da çalışan sayımız %10 azalmıştı, esnaf sayısı 4 bin düşmüştü. Bu yıl çalışan sayısında Türkiye ortalamasını geçtik.

SGK’ya kayıtlı işyeri sayısı düşmüştü, yeniden yükselişe geçti.

Karşılıksız çek oranı yıllık ortalaması %5.4’ten, 2.5’a düştü, son aylarda %1.8 oldu. 2016’da %8’e kadar çıkmıştı. 

Kredi teşvikinden Antalya çok faydalandı ve kredi artışı %28 oldu. 2016’da mevduat artışımız yoktu, geçen yıl mevduat artışı kredi artışını geçti.

2016’da vergi artışı sıfırdı, 2017’de %11 gibi bir artış gerçekleşti.

İhracatımız toplamda %21, yaş meyve ve sebzede %25 arttı.

2016’da 60 bin 608 konut satılmıştı, geçen yıl 60 bin 208 konut satışı oldu (Tablo düzeltilmeli, türkiye artışı 5.1, Antalya -0.6).

Bu verileri takibe düşen kredi oranlarıyla da destekleyebiliriz. Toptan ticaret dışında bütün sektörlerde takip oranı düştü.

Tarım sektörüne bir de fiyatlar açısından bakalım. Toptancı halde 2016’da ortalama ürün kilogram değeri 1.22 liraydı, geçen yıl 1.70’e yükseldi. Gelir bakımından Antalya tarımının son yıllara göre iyi bir yılı oldu.

ANTALYA TICARETININ FOTOĞRAFINI ÇEKTIK

Turizmde, ihracatta, kredide, vergide, tarımda, istihdamda 2017’nin daha iyi bir yıl olduğuna kuşku yoktur.

Oda olarak Muratpaşa, Kepez ve Konyaaltı’nda, perakende ticaret sektöründe 1038 işyerinde anket yaptık ve Antalya ticaretinin fotoğrafını çektik. Bu anketi bir önceki yıl da yapmıştık, böylece özellikle ticaret sektörünün yılı nasıl geçirdiğini görmeye çalışıyoruz. Tabi bir tek fotoğraf her zaman gerekli bilgiyi vermez, fakat her yıl bir fotoğraf çekip, karşılaştırma yaptığımızda yararlı sonuçlar elde edebiliyoruz.

1038 anketi üç ilçemizde yaptık, çünkü üyelerimizin yoğunluğu buralarda bulunmaktadır. Bölgeleri ve iş kollarını da ticaret sektöründeki üyelerimizin dağılımına göre seçtik. Ayrıca önceki yılda yaptığımız gibi, ATSO üyesi, AESOB üyesi ayrımı yapmadık. 

Ticaretin resmini ortaya koyacak uygunlukta bir dağılım seçtik. İlk sırada market ve gıda satan işyerleri ve yeme-içme sektörü gelmektedir. Uçüncü sırada giyim gelmektedir.

Odamız üyeleri %53 oranında, AESOB üyeleri %47. Geçen yıla göre kent merkezinde Odamız üyesi oranında biraz artış olmuş.

ATSO

İşyerlerinin %92’si kira, %8’i mülk sahibi ve kiracı oranında artış var.

İşyerlerinin %71’i tek işletme, %11 bayi, diğeri şube. Önceki yıla göre tek işletme azalmış, özellikle bayi oranı artmış. Biraz sonra bir değerlendirme yapacağım, artık geleneksel esnaflığın azaldığı burada da görülmektedir. İşyerlerinin %76’sında ortaklık yok, %24’ü ortaklı, burada da ciddi bir değişim var ve bu bizim arzu ettiğimiz yönde bir değişimdir. Artık küçük olsun, benim olsun çağı geride kalmak zorundadır.

Çalışan sayılarına baktığımızda kent merkezinde küçük, hatta mikro işletme ağırlığı görüyoruz. Oysa işletmelerin güçlenmesi çalışan sayısı artışından geçmektedir. Sektördeki faaliyet yılı önemli bir veridir. 3 yıldan daha az olan işyerleri sert bir düşüşle %17 oranına gerilemiş. 2016 yılındaki kriz kent merkezinde yeni şirketlerin girişini yavaşlattı. Bir kentte ticaretin güçlenmesi eski şirketlerin varlığıyla doğru orantılıdır. Şirketler güçlendikçe kalıcı olmaktadır. Eskiden bir yaz açılıp, sonra kapanıp giden işyerleri çok olurdu. Biz 20, 30 yıl güçlenerek devam eden işyerleri görmek isteriz. Bu da biraz ikinci, üçüncü nesillere devretmekle, aile işletmelerinin başarısı ile ilgilidir. Antalya’da 10 yılı geçen eski işyerleri henüz %36’da. İşyerlerinin %74’ü tek işkolunda çalışıyor, ancak bu oran %84’ten düşmüş, bu durum başka dallara yatırım yapanların sayısının arttığını gösteriyor.

BU CEVAPLAR BIRAZ PSIKOLOJIK DURUMU YANSITMAKTADIR

Bizim anket yaparken bir önemli hedefimiz satış gelişmesini ve beklentiyi görmektir. 2016’daki satış düşüşünden sonra 2017’de iyi bir satış artışı bekliyorduk. Fakat ankete katılan işyerlerinin %79’u satış geliri düşüşü beyan etti, satışlarım arttı diyenlerin oranı %21’de kaldı. Bu cevaplar biraz psikolojik durumu da yansıtmaktadır. Burada en olumsuz gelişmenin market-gıda satan işyerlerinde olduğunu görüyoruz. Bunun en önemli nedeni Antalya’da zincir market yayılması, gıda satan işyeri sayısının da artmasıdır. Bugünlerde her semtte yöresel ürün satış yerleri açılıyor, cam piramitte açılıyor. Kent merkezi ise kan kaybediyor. Satışları azalan diğer sektör giyimdir. Bu da beklediğimiz bir gelişme, çünkü geçen yıl turist sayısı arttı, fakat bu kent merkezine yansımadı. Ayrıca, kent merkezi dışına yapılan AVM’lerin insanları kent merkezinden uzaklaştırdığına da dikkat etmeliyiz. Diğer taraftan kuyum sektöründe, konaklamada ve dayanıklı tüketimde de artış görüyoruz. Konaklama işyerlerinin %70’i, kuyumun %65’i, dayanıklı tüketimde %60 satışların arttığını söylüyor. Bu da aslında anketin doğru sonuç verdiğini ortaya koymaktadır.

Turizm sektöründen doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiğini beyan eden işyeri oranı %88’e çıkmış. Turizmle bağı olmayan %12, az bağı olan %25’tir. Antalya halkı alışveriş için kent merkezi dışına gitmekte, kent merkezi ise turist beklemektedir. İşyerlerinin yarısı ise çok bağımlıdır.

ATSO

Bir başka önemli veri çalışan sayısında değişmedir. Çalışan sayısında sert azalma 2017’de olmamıştır. Geçen yıl işyerlerinin %30’u %20’den fazla düşüş bildirmişti, bu yıl %30 oranı %3.9’a düşmüştür. Bununla birlikte kent merkezinde çalışan sayısında beklediğimiz artış gerçekleşmemiştir.

2016’da en önemli sorunlar kredi alma ve alacak tahsilatı sorunlarıydı. Bu konuda çelişkili bir sonuç ortaya çıktı: Merkezdeki işyerlerinde kredi kullanımının arttığını beyan edenlerin oranı %23.9’da kalmış durumda, hatta azalma görülüyor. Bunun bir nedeni nefes kredisinin 2016 Aralık ayında başlamış olmasıdır. Diğer neden ise kent merkezindeki durgunluğun devam etmesidir. Çünkü asıl kredi artışı yeni işyeri artışı varsa, yapılan işyeri büyüyorsa olur. Nitekim kredinin azaldığı sektör market ve gıdadır. Arttığı sektör konaklamadır.

İşlere bağlı olarak kredi almakta zorlanan işyeri oranı da yükselmiştir. Bu da ilginç bir durumdur.

SGK ödemelerinde sorun yaşayan işyeri oranında düşüş görüyoruz.

Alacak tahsilatında ise iyileşme, en azından kötü gidişin durduğu görülmektedir.

Fiyat gelişmesinde de kent merkezinde fiyat artışının enflasyon oranında veya altında kaldığı beyan edilmiştir. Buna karşılık maliyet artışları enflasyon üzerindedir. Bu da işyerlerinin maliyetleri artarken, fiyatlarını artıramadıklarını göstermektedir.

2018 SEZONUNA ÜMITLI BAKAN IŞYERI SAYISI CIDDI ORANDA ARTMIŞTIR

Ankette bizi memnun eden nokta beklentilerdeki iyileşmedir. 2018 sezonuna ümitli bakan işyeri sayısı ciddi oranda artmıştır. Bu da ilginç bir sonuçtur. 2018’de turizmin daha iyi olacağı beklentisi hakimdir. Buna rağmen artış bekleyenlerin oranının %50’de kaldığına dikkat edelim.

Yine önemli bir konu Türkiye ekonomisine ilişkin beklentidir. Yani makro ekonomik durumda daha iyi olacak diyenlerin oranı %16’da kalmaktadır. %45 aynı kalacak demektedir. %38 kötümserdir. 2018’de büyümenin yavaşlamasını bekliyoruz, görünen genel beklentinin de bu şekilde olduğunu ortaya koymaktadır.

Sektörde en önemli sorun olarak durgunluk sorunu ilk sıradadır. Ekonomide yüksek büyüme döneminde kent merkezindeki işyerleri halen durgunluktan yakınmaktadır. Buna karşılık geçen yıl durgunluktan yakınma oranı çok daha yüksekti. 2016’da kira sorunu, alacak tahsilatı, finansman daha önemliydi. Bu kez, finansman sorunu, nitelikli eleman, ruhsatsız işyeri, alacak tahsilatı, hatta ulaşım-otopark gibi kent merkezi için çok konuştuğumuz sorunların önemsiz kaldığını görüyoruz.

ATSO

İşyerlerinin istedikleri önlemlerin başında vergi ve prim indirimi gelmektedir. Kredi konusunda talep azalmıştır, kredi faizlerinin bile öncelikli olmadığı ortaya çıkmıştır. Ekonomi yönetimi bu noktaya dikkat etmelidir. Küçük işletmeler ve esnaf kredi değil, piyasanın canlanmasını ve vergi-prim indirimi yapılmasını istemektedir.

Son sorumuz Türkiye ekonomisinde en önemli sorun sorusudur. Buradaki cevaplarda çok ilginçtir. Geçen yıl işsizlik birinci sorundu, ikinci sırada terör geliyordu. İşsizlik birinci sıradan dördüncü sıraya düşmüş, ekonomide belirsizlik üçüncü sıradan bire çıkmıştır. Terör 2. Sıradan beşinci sıraya gerilemiştir.   Burada ekonomide belirsizlik, piyasa durgunluğu konusudur. Kent merkezi işyerleri ve esnaf için bunun birinci sıraya çıkması ilginçtir. Dış politikada üçten ikiye yükselmiştir.

EKONOMIDE KÜÇÜK ISLETMELERIN AYAKTA KALMASI ZORLASMAKTADIR

Sonuç olarak özet bir değerlendirme yapacak olursak şunları söyleyebiliriz.

2017’de ekonomideki rekor büyüme ve turizmdeki iyileşme kent merkezine aynı ölçüde yansımamıştır. Ben sürekli olarak kent merkezinde ticaretin kan kaybettiğini söylüyordum. Hep dikkat çektiğim bir başka konu büyük şirketlerle küçük şirketler arasındaki uçurumun büyümesidir. Anket de bu saptamalarımızı bir kez daha doğrulamıştır.

Bu sonuçlar ekonomi yönetimi ve yerel yönetimler tarafından dikkate alınmalıdır. Ekonomide küçük işletmelerin ayakta kalması zorlaşmaktadır. Büyük zincir marketleri ve büyük şirketlerin şube ağları piyasaya hakim olmakta, yerel işletmelerin payı azalmaktadır.  

Yerel yönetimler ticari alan planlarını ve işyeri açılış izinleri kurallarını gözden geçirmelidir. Antalya olarak AVM’lerin yeri konusundaki ezberimizi tartışmaya açmalıyız.

Anketten ders çıkarması gereken üçüncü kesim ise KOBİ’lerdir, küçük işletmelerdir, esnafımızdır. Türkiye ekonomisi %7’nin üzerinde büyürken kendi işini büyütemeyen işletme, gerekli çalışmayı yapıp yapmadığını bir düşünmelidir. Dünya değişmektedir, ticaretin kuralları değişmektedir. Markalaşma, bir üründe uzmanlaşarak kalite-fiyat dengesini yakalama, ortaklık kurup işi büyütme, teknolojik değişimi takip etme her işletme için hayatta kalmanın temel koşullarıdır.

Hep birlikte bu konuları daha çok konuşmalıyız ve artık aynı şeyleri konuşmaktan vazgeçmeli ve her alanda reform yapmalıyız. Reform sadece hükümetin işi değildir, yerel yönetimler, bizler ve işletmeler de reform yapmak zorundayız. Hükümet-yerel yönetimler ve odalar olarak, cadde cadde, sektör sektör inceleyerek çözüm üretmeliyiz. Her cadde ve her sektör için gelişme planlarımız olmalıdır. Her sokakta ulusal zincir market açma sevdasından vazgeçmeliyiz. AVM’leri kent merkezi dışına yaptığımızda kent merkezinin tümden boşaldığını görmeliyiz. Avrupa’da artık yürüme mesafesi koşulu geldiğini, motorlu taşıt trafiği yaratmama kuralının geldiğini görmeliyiz.

Mahalle içlerinde esnaf çarşıları kurarak, işyerlerini yerel esnafa düşük kira ile vermeliyiz. Hatta el emeği ile çalışan zenaatkardan kira, elektrik ve su parası almamalıyız.

Kent merkezinde cadde alışverişi için her caddeyi bir AVM gibi planlamalı ve tek elden yönetmeliyiz. Markalar caddesi, markalar sokağı yaratmalıyız. Kaleiçi ve Kalekapısı esnafının özgün, markalı ürünlere geçmesini sağlamalıyız. Kent merkezindeki ticaretin bir kuralı, bir kalitesi, kriteri olmalıdır.

Bu çözümler hem hükümetin hem yerel yönetimlerin ortak sorumluluğudur. Hükümet kent merkezi ticareti için yerel yönetimlere yol gösterecek özel yasa çıkarmalıdır. 

Bu konuların her biri çok daha fazla konuşulacak konulardır. Hepsini bugün burada konuşamayız. Biz bu konularda önemli çalışmalar yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bunların bir kısmı bilinmiyor ve gündeme gelmiyor. Daha önemlisi Antalya gündemine yeni konularla da geliyoruz. Yani sadece böyle konuşarak kalmıyoruz.

Şimdi son olarak sizlere yaptığımız ve yapacağımız çalışmalardan da söz etmek istiyorum. Daha sonra da sizin bu konulardaki değerlendirmelerinizi almak isterim.

ATSO

2016 YILINDA KRIZE KARSI ILK DERDIMIZ TURIZM SEKTÖRÜNÜN KURTARILMASI OLDU

Önce hem ATSO hem TOBB olarak ulusal düzeyde yaptığımız çalışmaları hatırlatmak istiyorum.

2016 yılında krize karşı ilk derdimiz turizm sektörünün kurtarılması oldu. Arkasından bütün sektörler sıkıntıya girdi. 2016’da TOBB başkanımıza üyelerimize kredi desteği vermeyi teklif ettik. Bu konuda ilk çözümü odalar olarak ürettik. Nefes kredisi modelinin başarısı örnek oldu ve Hükümet aynı şekilde KGF destekli krediyi çıkardı.

Arkasından istihdam destekleri, vergi indirimleri geldi. Türkiye’de ekonomideki sorunları verilerle izlemeye kalktığımızda 3-4 ay zaman kaybediyoruz. Çünkü verilerin toplanması, işlenmesi zaman almaktadır. Örneğin Ekim-Aralık döneminde ne kadar büyüme olduğunu Mart sonunda öğreneceğiz. Dolayısıyla piysada ilk sorunu biz yaşıyoruz, sektörlerden duyuyoruz ve bunu konuşmaya, yazmaya başlıyoruz. 2016’da turizmdeki krizi ve sektörlere yansımalarını anlatmamız aylar sürdü.

Güçlü lobi faaliyetleri - destekler

İstihdam ve kredi destekleri, vergi indirimleri

Finansmanda İnovasyon: Nefes Kredisi

Şirket kuruluş işlemleri kısalıyor – tek durak ofis

İnşaat izinleri ve tapu işlemleri kısalıyor

Arabuluculuk mekanizması etkinleşiyor

Son dönemde ise devamlı olarak sanayide ileri teknoloji yatırımlarının önünün açılması gerektiğini, hukuk sistemi gibi yapısal sorunları gündeme getiriyoruz.

Çünkü bu konulardaki sorunlar büyük sanayi yatırımlarını ve yabancı sermayeyi caydırmaktadır. Nitekim bu konularda tek durak ofis gibi yatırım maliyetini azaltan adımlar atılmaya başlanmıştır. Hukuk sistemi sorunlarını hepimiz biliyoruz, bu nedenle arabuluculuk sistemi konusunda TOBB’un desteğiyle bir adım atıldı.

Önemli bir çalışmamız inovasyonu Antalya gündemine getirmek oldu. Türkiye ekonomisinin, Antalya’nın, Antalya’da ticaretin ve tarımın en önemli konusu aslında inovasyon konusudur.  

2017 ATSO İnovasyon Yılı

Dijital Ekonomi Antalya etkinliği

Çocuklara yönelik “Robotik Kodlama” eğitimleri

“Fikirden İnovasyona”, “Dijital Atölye” faaliyetleri, inovasyon, e-ticaret eğitimleri

ATSO Geleneksel Ödül Töreni kapsamında ilk kez ‘Antalya İnovasyon Ödülleri’

Growtech ile işbirliğinde “Tarım İnovasyon Ödülleri”

Personele yönelik ATSO İnovasyon Günleri – Fikrini Söyle etkinliği”

Meslek Komiteleri Toplantılarında farklı yöntemler: Network Faaliyetleri

İş Dünyası STK ları ile Network geliştirme programları

Devlet Destekleri Zirvesi

Endüstri 4.0 Platformu

E-ATSO

 

Kent Kültürü

AKS’ye “İmparatorluktan Portreler” ile “Eşsiz Bir Tanıklığı Keşfederken: Likya Günlüğü” sergileri ile Elinde Işık Parçaları-Türk Resminin Paris Macerası’ sergileri

AKS’de kültür-sanat odaklı eğitimler, etkinikler

Kaleiçi Evi hizmete girdi

Kent kültürüne dair yayınlar

“Ticaretin Fotoğrafını Çek” yarışması

Türk Müziği Günleri

Yelken Yarışları Cumhuriyet Kupası

 

Ticaret Destekleri

Aksu’da toplu işyeri protokolü

Antalya Alışveriş Günleri

En Güzel Vitrin yarışması

Türkiye’nin ilk Etik Üye Belgesi

ATSO Avantaj Kart

Anfaş’a destek

Fuarlara destek

 

İstihdam-Eğitim Çalışmaları

ATSO Akademi

Çalışma Hayatında Milli Seferberlik – Odamızın girişimleriyle alınan destekler – Antalya Türkiye ikincisi

ATSO Girişimleriyle Akdeniz Üniv.’de4 yıllık Sigortacılık Ve Risk Yönetimi bölümü açıldı

Benim İşim Benim Geleceğim Projesi

MESEM’de farklı alanlarda ilk belgeler

 

Dış İlişkiler

URGE Projeleri – Gıda ve Tarım Kümeleri

Dış Ticaret Kulübü

ATSO Brezilya Ribeirao Preto Ticaret ve Sanayi Odası, İsrail Ticaret Odaları Federasyonu, Polonya Varşova Ticaret ve Sanayi Odası ve Güney Afrika Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği ile işbirliği protokolleri

Alım heyetleri getirildi

Fuarlara katılım sağlandı, uluslararası basınla bir araya gelindi

Uluslararası basın ile lobi faaliyetleri yürütüldÜ

 

Bu nedenle 2017’yi ATSO İnovasyon Yılı ilan ettik ve farkındalık yaratmaya çalıştık. Bu sayede Antalya’da büyük potansiyel olduğunu ortaya çıkardık. 2016’da ar-ge merkezi sayısı birdi, şimdi 14’ü buldu.

E-Oda geçişini tamamladık ve mobil oda veya cep oda çalışmasını başlattık.  İnovasyon ödülleri verdik ve eğitimlerine başladık. GrowtechTarım Fuarı şirketiyle işbirliği başlattık ve Tarım İnovasyon ödülünü birlikte verdik, gelecek yıl için proje pazarı çalışmasını da başlattık.  Çocuklara kod yazılım eğitimine başladık.  Sanayi 4.0 ve elektronik ticaret çalışmalarını başlattık, bu çalışmalarımız devam ediyor. Önümüzdeki günlerde bu konuları daha çok duyacaksınız. Şimdi Business center ve İnovasyon Merkezi projesini de başlatıyoruz.

Bildiğiniz gibi, kent merkezinin canlanması için kültür ve sanata yatırım gerektiğini devamlı olarak söylüyoruz. Kaleiçi evini bitirdik ve hizmete açtık.  Antalya Kültür Sanat emeğimize değdi ve hem kültür hem eğitim merkezi oldu.

Ticarete destek olmak için alışveriş festivali başlattık. Antalya alışveriş festivalinin yükünü bu yıl da biz karşıladık. Yedi otomobili çekilişle verdik, İstanbul’da ikamet eden bir kişi Antalya’da yaptığı alışverişten otomobil kazandı. Ayrıca en güzel vitrin yarışması yaptık.  

Oda tarihinde ilk defa üyelerimiz için ATSO Avantaj kart uygulaması başlattık. Bunun üyeler arasınadki ticareti de teşvik etmesi yönünde çalışacağız.

Sektörlerden devamlı olarak kaçak işyeri şikayeti geldiği için ticarete bir disiplin getirmek amacıyla ATSO Etik Üye belgesi çalışmasını hayata geçirdik.

Mesleki sertifikasyon konusunda en ileri odalardan birisi olduk. Meslek eğitimi konusunda daha büyük çalışmalar yapmamız gerekiyor.

ATSO

URGE KÜMELERI PROJELERIMIZ ÖRNEK OLDU

Antalya’da her sektörün ihracat yapması, dışa açılması gerekiyor. Günümüzde hizmet sektörü bile dışa açılmalı. Bu yönde yaptığımız URGE kümeleri projelerimiz örnek oldu, bir dönemi bitirip, yeni dönem çalışmalarına başladık. URGE tarım kümeleri tekrar kuruluyor, hatta tarımda birden fazla kümeleme olacak gibi görünüyor. İnşaat kümesi tekrar denenecek, sektörlerimizde daha önce katılmayan firmalarımız da katılabilecek.

2018’de ilk defa hizmet sektöründe URGE projelerine başlayacağız. Sağlık kümesi çalışması başlatıldı. Sağlık turizmi, Antalya’ya kış aylarında büyük katkı yapabilir. Sağlıkta ve üçüncü yaş turizminde Bakanlıklar, acentalar, konaklama sektörü ve hastaneler olarak özel paketler hazırlayabiliriz, Bakanlık desteğiyle özel promosyonlar yapılabilir. Çok önemli bir başka konu, Bilişim sektöründe URGE’dir. Antalya’da yazılım alanında, bilişim alanında dünya çapında firmalarımız var, potansiyel belirleme çalışması başladı, eğer küme oluşursa Antalya için güzel bir yenilik olacaktır.

Bu yıl yeni bir projemiz yeni ATSO üyelerine mentörlük projesidir. Sektörde tecrübeli üyelerimiz yeni üyelere mentörlük yapacak. Hem üyelerimizden, gerekirse uzmanlardan bir mentör havuzu oluşturacağız. Tecrübe paylaşımı ve yol gösterme, sektörde verimi ve kaliteyi yükseltecektir, Odamız da isteyen yeni üyelerine imkanlar ölçüsünde güzel bir hizmet sağlamış olacaktır.

Bir başka proje Antalya’nın dijital hafızasının kurulmasıdır. Antalyalıyız, Antalya’da yaşıyoruz, ama çoğumuz, kentimizdeki tarihin farkında değiliz. Dijital hafıza hem Antalyalılara Antalya’yı tanıtacak hem de turizme katkı sağlayacak bir projedir. Bunları önümüzdeki günlerde somut olarak göreceksiniz.

2018 YILI TEMASINI ANTALYA 4.0 TEMASINI BELIRLEDIK

Bildiğiniz gibi, Oda olarak her çalışma yılına bir isim veriyoruz, bir tema seçiyoruz ve farkındalık çalışması yapıyoruz. Geçen yılın teması inovasyondu, bu konuda bir temel attık, çalışmalar devam edecek.

2018 seçim yılı olsa da bir tema seçmemiz gerekiyordu, biz de Antalya 4.0 temasını belirledik.

Çünkü endüstri 4.0 sadece sanayi sektörünü ilgilendiren bir konu değil. Geçen ay Muhasebeciler Odası toplantısına katıldım ve orada da söyledim. Maliye Bakanlığı serbest mesleklerde defter zorunluluğunu kaldırmaya hazırlanıyor, elektronik defter gelecek, hatta artık maliye yazar kasalardan bütün verileri alacak. Birçok meslek yakın zamanda hızla değişecek.

Bu nedenle sanayi 4.0 yanısıra, tarım 4.0, ticaret 4.0, turizm 4.0, kent 4.0 konularını da içeren Antalya 4.0 çalışmasına başlayacağız. Antalya 4.0, akıllı ekonomi ve akıllı kent bileşenlerinden oluşmaktadır.

Türkiye’de küçük çaplı akıllı kent projeleri başlamıştır. Antalya’da da Büyükşehir Belediyemiz akıllı trafik, akıllı sağlık gibi projeler başlatmıştır. Fakat endüstri 4.0 çağı çok hızlı ilerlemektedir. Akıllı ve entegre otomasyon bütün sektörleri ilgilendiren bir konudur. El emeğinin geçerli olduğu bir alanda bile yapay zeka çığır açacaktır. Avrupa birliğinin smart city 4.0 konusunda desteklediği bir proje bulunmaktadır. Bizim de bu konuda ilerlememiz gereklidir. Aksi halde turizm ve tarımda bugünkü avantajımızı gelecekte kaybedebiliriz.

İlk adımı 3 martta Sayın Valimizin öncülüğüyle bir arama konferansı ile atacağız. Antalya geleceğini ele alan konuları bütün paydaşlarla birlikte ele almalıyız. Umarım herkes tarafından benimsenir ve Oda olarak hem üyelerimize hem de bütün Antalya’ya katkı yaparız."

 ATSO

 

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiTürk Patent EnstitüsüKadın Girişimciler KuruluGenç Girişimciler KuruluBatı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme VakfıAntalya AB Bilgi BürosuEnterprise Europe Network
Her hakkı saklıdır.© 2018 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Gizlilik & Güvenlik | Telif Hakları
  • Antalya Kültür Sanat
  • Antalya the Destination
  • Antalya Kadın Müzesi